hudayi1.jpg

Günün Ayeti

“Muhakkak ki, mü’minler felâha ermişlerdir.” 

Hadsi

“Şüphesiz ki sözde ve işle doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.” (Buhâri, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105) 

Sözü

Üç şey saâdetin sırrıdır:“Tevazu, kanaat ile zenginleşme ve ölümü sık sık tefekkür etme.” 
 
 
 
   
 
 
Ana Sayfa AZİZ MAHMUD HÜDAYİ VAKFI HÜDAYİ KAPISINDAN SAYGI İLE
 
 
 
HÜDAYİ KAPISINDAN SAYGI İLE
Hüdayi kapısı bir sebildi. Aç olana aş, susuz olana su, ilim arayana kitap, gönlü susamışlara rahmet gibi tasavvuf pınarı sunulurdu bu kapıda. Kazan kazan aş pişer fakire, fukaraya, yolda kalmışa garibe dağıtılırdı. Ramazan gecelerinde bal şerbeti, süt sunulurdu bu kapıda... İlim talipleri ders halkaları bulur, zikrullaha susamış dudaklar engin sular bulurdu... Bu kapıda Aziz Mahmud Hüdayi hazretlerinin gönül bereketi vardı, duası vardı. Sonra zor günler geldi. Sustu Hüdayi, ama gün hep kararıp kalacak değildi. Bizim toplumumuzdaki vakıf şuuru o kavrulmuş topraktan yeniden filiz verdi. Bir gün gönlü hüdayi komşuluğunda yıkanmış bir yaşlı anne, bir tas çorba getirdi bu kapıya. Hüdayi çevresinde yeni bir vakıf şuuru arayan gönül adamlarına rastladı orada. Ve işte böylece vakıf tarihin rahmine yeniden düştü.
Ondan sonra her şey süratli gelişti.. O ilk şefkat damlası halindeki bir kase çorba şimdi Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın yüzlerce aileye ulaşan erzak paketi oldu. Binlerce öğrenci tarafından paylaşılan Hüdayi ruhu oldu, ilim aşkı oldu. Hastalara ilaç, yetimlere rahmet kucağı, yaşlılara sığınak oldu.
Tarih aralık 1985. Bir grup gönül adamı, Hazreti Hüdayi'nin yanı başında onun ruhunu yaşatmak üzere bir adım atıyorlar ve küçük bir aşevi hizmete sokuluyor. Şimdi o aşevi sadece merkez ünitede her gün dört yüze yakın öğrenciye yemek sunuyor. Ramazanlarsa Hüdayi'nin vakıf bayramlarının yaşandığı bereket mevsimleri... hüdayi aşevinde her Ramazan gününde 1200 civarında öğrenci ve aile iftar yapıyor, sahur yemeği için sefertası dolduruyor. Hüdayi adeta bir hayır dağıtım merkezi. Doluyor ve boşalıyor. Oraya garip gelen yüreği bütünleşmiş olarak ayrılıyor. Gözü yaşlı gelen tebessümlerle...
Bu ocaktan binlerce çift ayakkabı, binlerce takım giysi, tonlarca yakacak, tonlarca erzak, tonlarca et, milyarlarca liralık kira yardımı, milyarlarca liralık ilaç ve durumlarına göre nakdi yardımlar yapıldığını biliyor muydunuz? Hüdayi'ye geliyor ve gidiyor. Memleketimizde derya gönüllü hayır sahipleri var, öte yanda yıkılmış gönüller mevcut. Hüdayi bu iki dünyanın tam buluşma noktasında. O iki dünyayı birbiriyle buluşturan bir manevi irtibat noktası. İslam'ın şefkat ilmeği...
Hüdayi'de her yıl kurban bayramlarında adak olarak yüzlerce kurban kesiliyor. Kurban bir şenlik Hüdayi'de. Sizin kurbanlarınız onlar. Hüdayi onları daha kurbanın ilk günlerinde dağ bayır demeden kilometrelerce yol kat ederek ona en çok ihtiyacı bulunan ailelere ulaştırıyor. Bu büyük şehir dağdağası içinde, Hüdayi hassasiyeti gönül huzuruyla ifa edilecek bir kurban ibadeti için bulunmaz bir sığınak... kurbanlığın temininden, kurban etinin tevziine kadar Hüdayi hassasiyeti... Sığınak o sığınak... Yine Hüdayi'ye ulaşan her kurban derisi, Hüdayi'nin o hayır merkezi vasfı içinde en sağlıklı yeri bulmuş oluyor.
Hüdayi her ay İstanbul'da bine yakın aileye içinde yağından peynirine, zeytinine, etine kadar birçok zaruri ihtiyaç maddesi bulunan erzak paketi dağıtıyor. Hani herkesin içinden geçer, şu bir tas çorbayı bir muhtaç bir aile ile paylaşsam diye, ama nasıl ulaşacaksınız. Samandıra'nın, Kayışdağı'nın Sultanbeyli'nin, Mahmutbey'in, Güneşli'nin batak halindeki yollarına gömülmüş gariplere. Ya da onlar onurları kırılmadan nasıl sizin kapınızı çalacaklar ve bir tas çorba isteyecekler şu kıran kırana mücadelenin yaşandığı dünyada... Şefkat erlerini o dünya ile veya garipleri şefkat erleriyle buluşturan bir şefkat ağı örmek lazımdı, işte Hüdayi o şefkat ilmeği oldu. Keşke hüdayi'nin etrafında kümelenen gönül dostları ayda bir kez, altı ayda bir kez, hatta yılda bir kez Hüdayi erzak minibüsünün ulaştığı yetkili yetkisiz herkes tarafından unutulmuş köşeleri bir görebilseydiler.

{mospagebreak}

Gözlerdeki ezikliği, ümidi, duayı, sevgiyi görebilseydiler. Orada bir ev var, bizim evimiz. Orada bir çocuk var, bizim çocuğumuz. Orada bir hasta var bizim hastamız ve onları görmemeye hakkımız yok. Hüdayi'nin doktoru var hasta bakar ama hangisine yetişecek? Hüdayi ilaç temin etmeye çalışır ama ihtiyaç dağ gibi imkanlar mahdut. Nasıl yapmalı, görmezsek kulaklarımızı tıkarsak mesele bitiyor. Hasta kapınızda ya da kömürlük halindeki evinde kıvrana kıvrana ölüyor. Devletin dahi ulaşamadığı yerlerden de sorumlu birileri olmalı değil mi? Bir inanç sorumluluğumuz olmalı değil mi? Daha çok doktor, daha çok ilaç, daha sağlıklı tedavi imkanları...
Hüdayi'nin şefkat harekatı bununla sınırlı değil, Ümraniye Ihlamurkuyu'da kadınlar ve erkekler için açılmış huzur evleri var. Bir toplumsal yaraya karınca kararınca merhem olmaya çalışıyor Hüdayi. Rabbimizin üf bile denmesine kıymadığı, rahmet kanadıyla üzerlerine eğilmemizi istediği annelerimiz, babalarımız çağın şartlarında öylesine yalnızlaşmışlar, koldan kanattan mahrum hale gelmişler ki, değil üf demek derin ıstıraplar içerisinde bırakmışız onları. Büyük annelerin, büyük babaların yerleri huzur evleri değil. Evet onlar oğulları kızlarıyla birlikte kalmalılar, torunlarının saçlarını okşamalı, onlara hikmeti, edebi, güzelliği intikal ettirmeliler, doğru. Ama gelin de bu kıran kırana çağa anlatın bunu. Huzurevi çağdaş duyarsızlığın dayattığı bir zorunluluk ve hüdayi 1987'den bu yana iki binada bir Müslüman hassasiyeti ile yaşlı anne babalara bir evlat şefkatini yaşatmaya çalışıyor.
Hüdayi bu gibi toplum yaralarını sarmak yanında eğitim alanında da ülkemize ciddi katkılarda bulunmak için seferber olan bir hizmet kuruluşu.
Hüdayi'nin şimdi İstanbul'un öteki yakasında bir de şubesi var. 1996 yılında kurulan İstanbul Şubesi, merkezde verilen öğrenci fakir - fukara ve tedavi hizmetlerini yepyeni muhitlere taşıyor.
Vakıf bir adanıştır. İslam geleneğinde malın ve canın Allah yoluna adanışının ürünüdür vakıf. Vakıf bir sorumluluktur. Her mü'min daha ötede her insanın kendini diğer mü'minden diğer insandan, hatta yaratılmış her şeyden sorumlu hissetmesinin ürünüdür. Vakıf bir sevgidir. Yaradılmışları yaradanın hatırına kucaklayan bir sevgidir vakıf. Vakıf bir hayır yarışıdır. Sevdiklerinden infak yarışıdır vakıf. Vakıf bir şükürdür. Rabbin verdiği ömre nefes alıp vermemize şükürdür vakıf.
Hüdayi'nin temeline bir kase çorba ile katılan anne ne güzel annedir, ne mutlu annedir ki o bir kase çorba sadakai cariye halinde asırlar boyunca yaşayacak. Hüdayi'nin her hayrında onun defterine güzellikler yazılacak. "Susamış bir kediye su ikram eden günahkar bir kadın cennetlik oldu" buyuruyor sevgili peygamberimiz. Hangimizin günahı yok ki ve her alanda derin acıların yaşandığı çağımızda bir hayırseverin ilgisini bekleyen nice varlıklar var, insanlar var, kuşlar var, çiçekler var, gök var, deniz var ve bunların tümüyle ilgilenmek zorunda bizim insanımız.
Muhammed İkbal merhum "Dünyanın gidişatından Müslüman sorumludur" diyor. Böyle bir sorumluluk ağıyla kuşatılmış insanımızın yanı başında aç sabahlayan insandan gafil olması mümkün mü? Bangladeş'te sel sularına kapılmış Müslüman köylerinden haberdar olmaması ya da Afrika'da açlıkla boğuşan insanlara gözlerini kapaması...
Hüdayi'ye bir uğrayın, türbesini ziyaret edin, Ona bir fatiha okuyun. Onun asırlar önce sizin için yaptığı duaya amin deyin. Diyor ki bu büyük Allah dostu: "Sağlığımızda bizi, vefatımızda kabrimizi ziyaret edenler ömründe bir kere türbemizin önünden geçtiğinde fatiha okuyanlar bizimdir, bize mensup olanlar denizde boğulmasın, ahir ömürlerinde fakirlik görmesin, imanlarını kurtarmadıkça göçmesin."
Amin deyin bu duaya ve Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın garipler için kaynayan çorbasına bir tutam tuz ekleyin, bir tas su ekleyin. Malınızın ebedileşeceği, emeğinizin ebedileşeceği bir hayır seline katılın. Hüdayi sizi bekliyor...

 

 
 
 

Adres: Aziz Mahmud Hüdayi Mah. Aziz Mahmud Efendi Sk. Cami içi
No:1 Üsküdar-İSTANBUL
Tel: 0216 341 05 97 | 0216 342 02 06 | 0216 391 22 66
Fax: 0216 341 24 31 E-mail:
hudayi@hudayivakfi.org.tr

Banka Hesap Numaraları:
Albaraka Türk Üsküdar Şubesi - 35000181-7
Kuveyt Türk Üsküdar Şubesi - 1001261-3
Türkiye Finans Üsküdar Şubesi - 9885-2
Vakıfbank Üsküdar Şubesi - 00158007284962409