|
Ramazan oruç, Kur’an ve gufran ayıdır. Kur’an’ın nazil olmaya başladığı, İslam’ın beş temel esasından orucun farz kılındığı ibadet-yoğun bir iklimdir. Ramazan’ın ramazan olmasını sağlayan Kur’an ve oruç ayı oluşudur. Oruç, Allah Teala’nın: “Benim içindir, ecrini ancak Ben veririm.”1 buyurarak yücelttiği bir ibadettir. Hadis-i kudsideki bu ifade, iki anlam taşır:
1- Orucun diğer ibadetler arasında özel bir yeri vardır. Çünkü bütün ibadetler dışardan bakanların görebileceği organlara aid bir takım hareketlerden ibarettir. Oruç ise görünen organların hareketi olmaksızın gerçekleşir. Oruç ihsan duygusuna / Allah’ ı görüyormuşçasına kulluğa en yakın oaln ibadettir.
2- Oruçta Samed sıfatının mazharı vardır. Samed, herkes ve her şey kendisine muhtaç olduğu halde Allah’ın hiçbir şeye ve hiç kimseye muhtaç olmamasıdır. Oruç sayesinde insan yemek ve içmek gibi maddi ve dünyevi ihtiyaçlardan uzaklaşarak, sınırlı bir süre de olsa, Allah’ın Samed sıfatının tecellisini yaşamaktadır. Bu açıdan Allah Teala kendi sıfatıyla sıfatlanan, ahlâkı ile ahlâklanan kimselere özel bir konum vererek: “Oruç tutanın mükafatını ben veririm” buyurmuştur.
Allah iyi amel işleyenlere birden ona, ondan yedi yüze kadar karşılık vereceğini vaad buyurur. Ancak sabredenler için bu mükafat hesapsız olacaktır.2 “Oruç sabrın yarısıdır” hadisine göre, oruç aynı zamanda bir sabır eylemi olduğundan mükâfâtı sınırsız olacaktır.
Oruç sadece yeme içmeyi terk etmekten ibaret, fiziki bir eylem değildir. Orucun insan iradesini eğiten, nefsi frenleyen, düşünceyi ibadet merkezli güncelleyen bir ibadet olabilmesi için şu altı organla tutulması gerekir:
1- Gözü haram, şüpheli ve anlamsız şeylere bakmaktan koruyarak,
2- Kulağı haram, günah ve batıl şeyleri dinlemekten sakınarak,
3- Dili kendini ilgilendirmeyen boş, anlamsız, dedikodu ve iftira gibi şeylerden uzak tutarak,
4- Kalbi Allah sevgisi ve takvayla doldurup yasak düşünce ve boş temennilerden arındırarak,
5- Eli haram, şüpheli ve çirkin işlere uzanmaktan men ederek,
6- Ayağı emredilmeyen ve istenmeyen bir gaye uğrunda yürütmeyerek, oruç tutturulur.
Ebû Tâlib Mekkî’nin eserinde naklettiği bu altı organa hâkimiyetin oruç tutan insanın fazîletini arttırdığı anlaşılmaktadır. Çünkü oruç aç ve susuz kalmaktan ibaret bir ibadet değildir. Bu yüzden gündüz oruç tutup haram ile oruç açanlar ile helal yiyeceklere dokunmazken gıybetle ölü eti yiyen ve gözünü, sözünü, özünü haramdan sakınmayanların oruçları aç ve susuz kalmaktan ibarettir. Allah dostları arasında gıybetin orucu bozduğunu; en azından manevi ecrini bitirdiğini söyleyenler vardır. Oysaki oruçtan murad aç ve susuz değil, günahlardan uzak kalmaktır. Nitekim namazdan murad da çirkin söz ve davranışlardan uzaklaşmaktır. Çünkü kul yalan sözü ve onunla ameli terk etmedikçe Allah’ın onun yemek ve içmekten uzak durmasına ihtiyacı yoktur.
Orucun hakikati imsaktir. İmsak ise nefse hakim olma, geçici ve bayağı arzulara galip gelme çabasıdır. İmsakin de şartları vardır. Bunlar mideyi yemek içmekten korumanın yanı sıra, söz konusu organları ve bütün bedeni şeriata muhalefetten sıyânettir. Beş duyu organına oruç tutturmaktır.
Allah insanı hayatın devamı için gıda almaya muhtaç olacak şekilde yaratmıştır. Ancak bu ihtiyaç insanı dünya lezzetlerinin oyuncağı haline getirmemelidir. Bu bakımdan lehv ve laibden / oyun ve eğlenceden nefsi imsak etmek; yani boş ve günah şeylerden uzak durmak gerekir. Kendini günahlardan muhafaza edenin her türlü hal ve hareketi oruç değerindedir.
Meşhur tartışma burada da gündeme gelmektedir: “Alem insana yemek için mi lâzımdır yoksa yaşamak için mi?” Allah dostları yaşamak ve ibadete kuvvet olacak kadar yemeyi öngörmektedirler. Ehl-i dünya ise yemek için yaşamayı tercih etmektedir. Hayatın merkezine yemeyi koyan insanoğlu iblisin oltasına yakalanır. İblis’in mesleği tokluk, kösteği açlık, desteği dünya sevgisidir.
Adem’in cennetten çıkarılmasına sebep olan şey de lokma hırsıdır. Cennetteki yasak meyveden yemeye olan tutkusudur. Bütün ibadetlerde olduğu gibi oruçta da aslolan niyetteki sadâkat ve takvâdır. Yakin ve takvayla yapılan az amel, riya, kibir ve ucüb / kendini beğenme duygusuyla yapılan dağlar kadar amelden daha değerlidir. Zeki ve uyanık müminler amellerini boşa çıkaracak riyadan uzak durmaya ve amellerini ihlasla yapmaya özen gösterirler.
Oruçtan maksad nefsi yenerek, arzuları frenlemek ve bu suretle yemeyi de zaruret ölçüsüne çekebilmektir. Nefs bir konuda Allah için zaruret ölçüsüne çekilebilirse, tabiatı gereği, diğer konularda zaruret sınırını zorlamaz. Uyku, konuşma ve hareket hep zaruret ölçüsünde kalır. Zaruret ölçüsündeki yeme içme ve ihtiyaç görme harama düşme tehlikesini azaltır. Çünkü haram yemek sebebiyle kulak bâtıla, söz ve dil de günaha yaklaşır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Onlar yalana kulak verirler ve haram yerler”3
Oruçlu iftar edip yemek yedikten sonra ibadetleri edaya karşı gönlünde bir gevşeklik görecek olursa hemen tedavi yoluna başvurur. Bu durumun tedavisi kılacağı namaz, okuyacağı Kur’an ayetleri, zikir, istiğfar ve dualarla yediği yemeği eritmeye çalışmaktır. Nitekim haberde şöyle varid olmuştur: “Yediklerinizi zikirle eritiniz.” 4
Oruç Çeşitleri
İslam’da asıl ve farz olan ramazan orucudur. Takvâya ermek isteyen kullara yollarını açmak üzere ramazan orucu dışında başka oruç türleri de vardır:
1- Savm-ı dehr: Hiç ara vermeden tutulan yıl orucudur. Sürekli oruçlu olma anlamına gelen bu tür oruç, pek tavsiye edilmemiş; hatta mekruh sayılmıştır.
2- Savm-ı Davud: Bu tür oruç Hz. Davud’un yaptığı gibi, bir gün oruç tutup bir gün bırakmaktır. Oruçlu gün sabra, oruçsuz gün şükre vesiledir.
3- Eyyam-ı biyz orucu: Kameri ayların 13, 14 ve 15. günleri tutulan oruçtur. Rivayete göre Hz. Adem yeryüzüne indirildiği zaman günahından dolayı vücudu simsiyah kesilmişti. Hak nezdinde tevbesi makbul olunca Allah kendisine eyyam-ı biyz orucu emretti. Her gün vücudunun üçte biri beyazlayarak eyyam-ı biyzın üçüncü günü bembeyaz oldu. Onun hatırasına hürmeten ve ay hareketlerinin insan vücudu üzerindeki tesiri sebebiyle bugünlerde oruçlu bulunmak tavsiye edilmiştir.
4- Pazartesi ve Perşembe orucu: Nefse hakim olmak ve oruca alışkanlık kazanmamak için hafta içi bugünlerde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
5- Şaban orucu: Ramazandan sonra Hz. Peygamber’in en çok oruçlu bulunduğu ay Şaban’dır. Şaban’ın ilk veya son on beşinde oruçlu bulunulabilir. Bundan az, ya da daha fazla oruç tutulabilir.
6- Şevval orucu: Ramazana müteakip Şevval ayında tutulması tavsiye olunan altı günlük oruçtur.
7- Zilhicce ve Muharrem orucu: Bu iki ayın ilk on günün tamamında tutulması tavsiye edilen müstehap oruçtur. Özellikle Muharrem’in 10. (Aşure) günü orucu 9-10 ya da 10-11 Muharrem şekilde tutulmalıdır.
Allah’a giden yolda takvâ hazırlığı için orucun ayrı bir anlam ve önemi vardır. Bu yüzden hadis külliyatı ve tasavvuf literatüründe bu konuya yer verilmiştir. Uyanık müminler, Ramazan iklimi dışında da oruçla gönüllerini zenginleştirmeğe Hakk’ın rahmet ve mağfiretine vesileler aramalıdır.
Dipnotlar: 1) Buhari, Savm, 2. 2) ez-Zümer, 30/10. 3) el-Maide 5/42. 4) bkz. Keşfü’l hafa I, 74 (Taberani, Evsat’ından)
|